Gösterilen sonuç sayısı: 16

ADEM İLE HAVVA’NIN GÖBEK ÇUKURLARI VAR MIYDI?

Günümüzde birçok zararlı ve yıkıcı, gerçeği gizleyen bilimsel(!) sahtekârlıkları ortaya çıkaran eğlenceli ve aydınlatıcı bir eser: Göktaşları yeryüzüne yağarak bize anlatıldığı gibi yaşamı yok edecekler mi? Yumurtalar yalnızca baharın ilk günü mü dik durabilirler? Kendi çişini içmek hastalıkları iyileştirir mi? Martin Gardner’in bu kitabı; Rüya Terapisi ve Yeni Çağ (New Age) psikolojisinin, Scientoloji ve dinsel köktencilik, Refleksoloji, çiş terapisi ve benzeri diğer “alternatif” tıbbın öğretilerini araştırıyor.

Altı Kolay Parça

20. yüzyılın önemli fizikçilerinden olan  Nobel ödüllü Richard Feynman’ın ünü bilimsel topluluğun sınırlarını aşmıştır. Feynman’ın mizah içerikli destansı maceraları hakkındaki çok-satan kitabı Eminim Şaka Yapıyorsunuz Bay Feynman, onu neredeyse Albert Einstein ölçeğinde bir halk kahramanı yapmıştı. Hiç kuşkusuz olağanüstü öğretme gücü, Richard Feynman efsanesinin yayılmasına ve zenginleşmesine yardımcı olmuştur.
Bu kitap, Feynman’ın 1961-1963 arası Caltech’te üniversite birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine verdiği fizik derslerinin popülerleştirilmiş özetleridir. Temel fizik, atom kuramı, enerji, kütleçekim, kuantum ve fizikle diğer bilimlerin ortak noktalarını kapsayan bu konular, Feynman’ın usta anlatımıyla fizik bilmeyen okurların anlayabileceği düzeyde sunulmaktadır.

“Bu kitap fiziğin ve Feynman’ın özü. Bilimsel laf kalabalığı yok, sadece heyecanlı ve doğrudan fikirler var. Ayrıca, ‘bunu bilmiyoruz’ şeklinde gerçek cevaplar var.”
–Stephen Wolfram, MATHEMATICA’nın yaratıcısı

ARAF’TA KALANLAR

İnsanoğlu var olduğundan beri devamlı tanrıyı aramış, bulamayınca da onu var kılmaya çalışmıştır. Bunun nedeni; ölümle gelen yok oluşu kabullenememe olduğu kadar, doğa karşısında kendisini koruyacak bir varlığa duyduğu gereksinimdir. Bu gereksinim onu tarihin her döneminde sürekli motive etmiş, ölüme alternatif fikirler üretmesine yol açmış ve neticede de ortaya birbiriyle eklemli farklı inanç ekolleri çıkmıştır.

Tanrı İnançlı Olanları Değil, İyi Olanları Yanına Alır…

BİR ÖTESİ OLMAYAN KURAM DÜŞLERİ

Nobel Fizik Ödülü sahibi yazar bu kitabında; fiziğin sınır boylarında yapılan çalışmaların altında yatan ana fikirlere değinmektedir. Ama bu bir fizik ders kitabı olmayıp, okuyucu burada ayrı ayrı parçacıklar, kuvvetler, simetriler ve sicimlere ilişkin düzenli bölümlerle karşılaşmayacak. Bunun yerine, modern fiziğin kavramlarını, bir ötesi olmayan kuramla ne demek istediğini ve bunu nasıl bulacağımız tartışmasını işlemiştir.

Biyoteknoloji Yüzyılı

Bilim, teknoloji ve kültüre ilişkin konularla ekonomik eğilimler üzerine on dört kitabın yazarı ve Washington D.C.’de Foundation on Economic Trends’in başkanıdır. “Tarihte, devrimler, çoğu kez onları başlatmak isteyenlerin yararına olmaktan uzak olarak ortaya çıkmışlardır. Dünyamız son otuz yılda birçok insan topluluğunun farkında bile olmadığı inanılmaz boyutlarda bir biyolojik devrime şahit oldu. Her ne kadar birçok yüzyıl boyunca bilimin görevi doğanın gidişini kavramamıza yardımcı olmak gibi görünüyorduysa da son yıllarda bilimler, özellikle de yaşam bilimleri, olağanüstü ustalıkla kullanılır olmaya başladı: Onlar, olanak bulunduğu yerde doğayı yenmeye ve sınırlarını aşmaya çalışıyorlar. “Olağan durumda, binlerce yılın yüzlercesini gerektirebilecek işlemler şimdilerde bir gecede yapılıveriyor. Genetik ve gelişmeye ilişkin yaşam aygıtları ustaca yönetilmiş varlıklardı ve yeni canlı varlıklar değişik özelliklerle üretilmişlerdir. “İnsanoğlu, aslında verilmiş, kader belirleyici bir armağana sahip. Şimdi, Jeremy Rifkin, gelmekte olan Biyoteknoloji Yüzyılı hakkında çok dikkat çekici, bildiğim kadarıyla, böyle bir bütünlük içinde ilk kez toplanmış, bilgilerle dolu bir kitap yazıyor. Bu kitap, kadın erkek, iyimser ya da kötümser herkes tarafından okunmayı hak ediyor.”

ÇİFT BEYİNLİ İNSAN

Beyin Asimetrisi (Sol ve sağ yarıküre bölgelerinin eşit olmama hali)

Bir örgüt psikolojisi araştırması: Üniversite öğrencileri üzerinde gerçekleştirilen, derinlemesine bir araştırma. Kitap, değişik alanda çalışmalar yapan araştırmacılara katkı sağlayacak yardımcı bir kitap olarak kabul edilebilir. Okura ise, 21.yüzyılda beyin araştırmalarında, yeni açılım ve perspektifler konusunda bilgi ve fikir sahibi olmak ve beyin-davranış ilişkisi konusunda iyi bir kitap olduğunu söyleyebiliriz.

EVRENİ DOKUYAN İPLİKLER

21.yy bilimkurgu ve gerçeklik arasındaki sınırların ortadan kalkmasına neden olan yepyeni bir fizik anlayışının doğumuna şahit oldu. Bu kuram; galaksilerden yıldızlara, gezegenlere ve biz insanlara kadar, etrafımızda gördüğümüz her şeyi meydana getiren temel yapıtaşlarının atomlar yerine, farklı motifler çizerek titreşen, birbirinin tıpatıp aynı sicimlerden oluştuğunu ortaya koyuyor.

Süpersicim Kuramı size, bugüne dek fiziğin tarif ettiği en zengin, göz alıcı ve inanılmaz varoluş hikayesini anlatıyor.  

Evrenin Öyküsü

Halkın yarattığı masalların ve öykülerin, toplumların kültürel yaşamı ve gelişiminin bir parçası olduğunu biliyoruz. Onların kökeni ve geçmişi, insanlık tarihi kadar eskidir. Örneğin günümüzde anlatılan masalların Anadolu’da Sümerler ve öncesine dayanan on bin yıllık bir geçmişi var. Masallar ve öyküler, kültürlerin kuşaklar boyu anlatılagelen sözel belgeleridir ve yazılı olmayan tarih öncesini yansıtırlar.

Evrimin Öyküsü

Evrim kuramı, insanlığın kökenine ilişkin sonuçları nedeniyle ortaya atıldığından bu yana sosyal ve politik alanlarda en çok tartışılan bir olgudur. Ancak, kuramın bilimsel algılanışı ile yaygın anlayışı arasında oldukça farklılıklar vardır. Evrim kuramına karşı çıkan ve onun yerine Yeryüzündeki canlılığın kökeni ve çeşitliliğini doğaüstü bir yaratıcıya bağlayan inanışlar olmuştur ve olagelecektir. Evrim, bir inanç konusu değil bir bilimsel olgudur ve üzerinde araştırmalar devam etmektedir. Evrim kuramının ilk anlatımı ile bugünkü evrim vargıları arasında çok büyük ayrım vardır. Bu, kuramın değişmez ve körü körüne savunulan inak ve anlaklar değil, bilimsel bir araştırma konusu olduğunu kanıtlar.

Evrimin Öyküsü; yaşamın başlangıcından bu yana milyarlarca yıl süren ve devam eden canlı evrimi; bilimsel araştırma, bulgu, kuram ve doğa yasaları çerçevesinde gelişimini anlatıyor. Yaşamın özü olan hücreden başlayarak, evrimi sarmalayan kavram ve düzeneklerini sorguluyor. Bu arada akıllarda yer alan soruları yine insan usunun ve bilincinin gelişimi çerçevesinde ele alarak bir bireşim yapmağa çalışıyor ve bütün bunlar ne kadar anlamlı sorusuna da yanıt arıyor. Ancak bu konuda alınacak çok yol ve geliştirecek nice kuram ve öğreti var. Sorunun çözümünü yine öykülerimizde arayalım:

HAREZMİ’DEN CAHİT ARF’A

“Bir ülkeyi ele geçirenler o coğrafyaya dilleriyle yerleşirler. Dilini kaybetmeye başlayan toplumlar, zamanla kimliklerini ve özgürlüklerini kaybederek kolaylıkla erir giderler. İnsanlar isimlerini bile egemen gücün isimleriyle yavaş yavaş değiştirirler” diyor Ferit Dinçer. Bu kitabında; bilimin doğduğu coğrafyaları, Orta Doğu’ya göçünü ve buradan Batı Avrupa’ya geçişini, Türklerin tarihi gelişimi içinde, komşularıyla beraber yaşamlarını ve bilime katkılarını inceliyor.

İNSAN EVRİMİNE YOLCULUK

İnsanın başı dik olarak çıktığı evrim yolculuğunda, geçirdiği aşamaları; onu insan yapan beyninin oluşumu, işlevi, usu, bilinci, belleği, dili, yetileri ve kültürel gelişiminde görmek olanaklı. İnsan nedir? Nereden gelip nereye gidiyor? Diye sorarak düşünmeye başlarsanız, belleğinize yeterince iş çıkardınız demektir. Dr. Vural Yiğit, “Evrimin Öyküsü”nden sonra bizleri, ‘insanın evriminde yolculuk’ yaptırarak, evrimsel geçmişimizi ve geleceğimizi sorguluyor.

MATEMATİK VE ÖĞRETİMİ

İyi bir öğretim için dersteki matematiksel çıkarımları anlamak da yetmez. Öğrencilerin kendilerinin matematiğin çalışma yöntemine uygun olarak mantıksal çıkarım zincirlemelerini düşünebilmeleri gerekir. Amaç, yaratıcı güçler yetiştirmek ve matematik öğretimi aracılığıyla onlarda düşünsel ve davranışsal değişiklikler oluşturmaktır. Matematik, kuramsal ve genel oluşuyla bilimlerin bulgularından yararlanarak evreni kavrama çabası içinde bulunan Felsefeye yakındır.

Matematikçi Gazete Okuyor

‘John Allen Paulos’a bitişik yaşamak mükemmel bir şey olurdu. Her sabah gazeteyi okuyup tam doğru gibi görünmeyen -hakkında havada asılı belli belirsiz bir mantıksızlık kokusu bulunan- bir öyküye rastladığı zaman pencereden dışarı sarkıp ‘Jack! Zılgıtı buradan yedin!’ diye bağırabilirdi… Haber tüketicilere olduğu kadar onları sağlayanlara da yardımcı olabilecek, eğlendirici, atak, akıllı, bir küçük kitap.’ (Washington Post Book World)

ÖNCE ACIKTIM SONRA AĞLADIM

“Anne karnındaki bebeğin gelişimine yalnızca fizyolojik ve biyolojik açıdan bakmak büyük bir yanlışlık olur. Oluşumu sırasında dölüt ile anne-baba arasında, duygusal olduğu kadar iletişimsel bir bağ kurulur. Bu etkileşim o kadar güçlüdür ki belki de insan yaşamının en özgün, en karmaşık, en anlamlı olayı budur.”

Dr. Vural Yiğt, insanoğlunun anne karnında yaşanan 40 hafta içindeki dünyaya geliş sürecini, tüm insanlık evrimini de kapsayacak şekilde, şiirsel bir dil ile anlatıyor.

Sıfır ’’Tehlikeli Bir Düşüncenin Yaşam Öyküsü’’

Uluslararası New Scientist dergisinin U.S. muhabiri olan Charles Seife’nin aynı zamanda Scientific American, The Economist, Science, The Sciences, ve başka dergilerde de yazılar yayımlandı. Yale Üniversitesinden M.S. derecesi vardır ve Washington D.C.’de yaşamaktadır.

Babilliler icat etti, Yunanlılar yasakladı, Hintliler ona tapındı, ve Hristiyan Klise onu sapkınları savuşturmak için kullandı. Bugün sıfır gökfiziğinin tam ortasında çalışan bir saatli bombadır.

Sıfır doğu kökenli felsefi bir kavram olarak doğuşundan Avrupa’da kabul edilme savaşımına ve bir kara deliğin gizemi olarak yüceltilmesine dek sıfır sayısını izliyor. Bu gizemli sayının anlamı konusunda savaş veren düşünürler – sıfır üzerine çatışmaları bilimin, matematiğin, ve dinin temellerini sarsan ilimadamları ve gizlemciler, evrenbilimciler ve dinadamları bu kitaptalar.

Charles Seife’nin güzel ve nükteli anlatımı bizi Aristoteles’ten alıp Pisagor, Descartes, Kabalacılar, ve Einstein üzerinden süperyay kuramına götürüyor. Yokluk gibi yalın bir kavramla bağlantılı bir düşünceler evreninde kısa ve doyurucu bir gezi.

“Sıfır: Tehlikeli Bir Düşüncenin Yaşamöyküsü bir rakamanı eski Atina’dan Los Alamos’a dek düşünürlerin kafasını nasıl karıştırmış ve onları nasıl büyülemiş olduğunu eğlenceli ve merak uyandırıcı bir biçimde betimliyor. Charles Seife yokluk kavramı ve onun gösterişli ikizi sonsuzluğun uygarlığın ve felsefi düşüncenin temellerini defalarca köklü değişimlere uğratmış olduklarını beceriyle gösteriyor. Eğer matematiğe ya da bilime zaten düşkünseniz, bu kitabı zevkle okuyacaksınız; eğer değilseniz, kitabın sonunda olacaksınız.”
-John Rennie, Scientific American’ın Baş Editörü-

“Charles Seife yokluktan son derece eğlenceli birşey çıkarmış. Yalnızca sıfırın öyküsünü anlatarak Sefie bir tek matematiğin değil ama aynı zamanda bilimin, felsefenin, dinbilimin, ve giderek sanatın canlı ve büyüleyici bir öyküsünü sunuyor. Umut vaadeden genç bir bilim yazarı için ortama etkileyici bir giriş.

YÜZ DEFA ÖLEN ADAM

Bilim Tarihinden İnsan Manzaraları

“İlk anlatacağım öykü bir Yunan trajedyası gibi… Bu öyküde her şey var: Bilim adamının nasıl kolayca kandırılabildiği… Bilimin uluslararası olduğuna inanmayanların ve politikacılar ile silahlı güç sahiplerinin hiçbir insancıl düşünce gözetmeden ne büyük yıkımlara yol açabilecekleri… Tarih sayfalarında melek veya şeytan olarak yer alanların her zaman görünürdeki kişiler olmadığı… Babalarının itibarını geri kazanmak için çabalayan çocukları…” Bekir Karaoğlu